Selim TURAN

Özel danışman mı, şirket başkanı mı?

Selim TURAN

Son günlerde Muğla kamuoyunda tartışılan bir konu var. Tartışmanın merkezinde bir isimden çok, bir yöntem, bir anlayış ve bir çelişki duruyor.

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın kamuoyuna “özel danışmanım” olarak tanıttığı Levent Arkan’ın, aynı zamanda Muğla Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan Muğla Büyükşehir Reklam A.Ş. (MUBRAŞ)’ın Yönetim Kurulu Başkanı olduğu, resmi meclis kararıyla ortaya çıktı. Bu bir iddia değil; belgesi ortada olan bir durum.

Özel danışman mı, şirket başkanı mı?

Buraya kadar mesele şu:
Bir kişi hem “danışman” olarak anılıyor, hem de belediyenin reklam ve organizasyon alanındaki ana şirketinin başında yer alıyor. Üstelik bu süreçte şirket sermayesinin 100 bin TL’den 10 milyon TL’ye çıkarıldığı, belediyenin reklam ve tanıtım işlerinin tek bir çatı altında toplandığı görülüyor.

Bu noktada sormak gazeteciliğin değil, kamu adına herkesin hakkı:
Bu yapı neden böyle kuruldu?
Neden şeffaflık en baştan sağlanmadı?
Neden “danışman” denildi ama “şirket başkanı” bilgisi kamuoyuna açık şekilde paylaşılmadı?

Asıl Dikkat Çekici Olan Ne?

İlginç olan şu ki; bu soruları yüksek sesle dile getiren yine Levent Arkan’ın kendisi oldu.

Arkan’ın sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamalar, belediyecilik pratiğine dair sert ama dikkat çekici uyarılar içeriyor.
Makam araçlarından, kamu kaynaklarından, yöneticilerin halka karşı sorumluluğundan bahsediyor.
“Belediyeler halkın malıdır” diyor.
“Kamu gücüyle kişisel menfaat kabul edilemez” diyor.
“Başkanlık unvanı emanettir” diye özellikle vurguluyor.

Altı çizilmesi gereken nokta şu:
Bu sözler bir muhaliften değil, belediyeye bağlı bir şirketin başkanından geliyor.

Dolayısıyla mesele, kimin haklı olduğundan ziyade şuraya evriliyor:
Eğer bu eleştiriler doğruysa, Muğla Büyükşehir Belediyesi’nde bir yönetim sorunu mu var?
Eğer değilse, bu sözler neden söylendi?

Geçmişten Ders Almak Zorundayız

Türkiye yakın geçmişte, kamuoyuna “danışman”, “iletişimci”, “stratejist” gibi tanıtılıp; yetki alanı, nüfuzu ve etkisi sonradan tartışma konusu olan isimleri gördü.
Bu süreçlerin bir kısmı, siyasete değil ama kurumlara ciddi zarar verdi.

O yüzden bugün Muğla’da konuşulan mesele bir kişi meselesi değildir.
Bu, yöntem meselesidir.
Bu, kamu gücünün nerede başlayıp nerede bitmesi gerektiği meselesidir.

Kimseye peşinen suç isnat etmiyoruz.
Kimseye “şudur, budur” demiyoruz.
Ama şunu net söylüyoruz:

- Belediyeye bağlı bir şirketin başında olan bir ismin, kamuoyuna “özel danışman” olarak sunulması doğru değildir.
- Kamu kaynaklarının kullanıldığı her alanda, en küçük tereddüt bile şeffaflıkla giderilmelidir.
- “Ben doğruyu söylüyorum” demek yetmez; doğruyu doğru zeminde yapmak gerekir.

Bu Yazı Bir İtham Değil, Bir Uyarıdır

Bu satırlar ne kişisel bir husumetin ürünüdür, ne de bir siyasi operasyonun parçasıdır.
Bu yazı, Muğla’da yarın daha büyük tartışmalar yaşanmaması için yazılmıştır.

Kamu yöneticilerine düşen; eleştiriyi susturmak değil, şeffaflıkla cevaplamaktır.
Gazetecilere düşen; taraf olmak değil, kamu adına soru sormaktır.

Unutulmamalıdır:
Kamu gücü, taşınması en zor emanettir.
Ve emanet, en küçük gölgede bile sorgulanır.

Selim Turan

Yazarın Diğer Yazıları