Türkiye bugün çok büyük bir değerini kaybetti.
Tarihçi, akademisyen ve fikir insanı İlber Ortaylı artık aramızda yok.
Bir insanın vefatından sonra herkes aynı cümleyi kurar:
“Büyük bir değerdi…”
Evet, gerçekten öyleydi.
Ama insan ister istemez şu soruyu sormadan da edemiyor:
Biz o değeri yaşarken ne kadar kıymetini bildik?
MUĞLA İÇİN KAÇIRILAN BÜYÜK BİR FIRSAT
Bir dönem Muğla için gerçekten önemli bir proje konuşuluyordu.
Ortaylı’nın yıllarca biriktirdiği kişisel kütüphanesinin Muğla’ya kazandırılması…
Bu proje;
Muğla Büyükşehir Belediyesi,
Ahmet Aras
ve Gonca Köksal tarafından kamuoyuna duyurulmuştu.
Planlanan çalışma yalnızca bir kütüphane değildi.
A) İlber Ortaylı Kütüphanesi
B) Cengiz Bektaş Kent Belleği Müzesi
C) Muğla’nın 13 ilçesini temsil edecek kültürel mini park
Kısacası Muğla’ya gelecek kuşaklara kalacak bir kültür mirası bırakılacaktı.
Bir şehir için bundan daha kıymetli yatırımlar çok nadir çıkar.
SONRA SAHNEYE BİR EGO ÇIKTI
Ama bazen şehirlerin kaderi projelerle değil, egolarla yazılır.
Bu hikâyede tartışmanın merkezine oturan isim
Levent Arkan oldu.
Sayın Arkan, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımlarla projeye sert şekilde karşı çıktı.
Gerekçe olarak da Ortaylı’nın geçmişte
Ekrem İmamoğlu hakkında söylediği sözleri gündeme getirdi.
Ve tartışma bir anda büyüdü.
Ama büyüyen şey proje değildi.
Ego oldu.
BUGÜNLERDE ÇOK KONUŞULAN BİR SORU VAR
Bugünlerde Muğla kulislerinde, basın çevrelerinde ve kamuoyunda sık sık dile getirilen bir soru var:
“Muğla Büyükşehir Belediyesi’ni Ahmet Aras mı yönetiyor, yoksa danışmanı mı?”
Bu soru belki ilk bakışta sert gelebilir.
Ama bugün gelinen noktada bu soru artık yalnızca bir eleştiri değil,
kamuoyunda ayyuka çıkmış bir tartışmanın ifadesi haline gelmiş durumda.
Çünkü şehir adına önemli olabilecek bir kültür projesinin, bir danışmanın sert çıkışları ve polemikçi tavrı nedeniyle gölgede kalması ister istemez şu düşünceyi doğuruyor:
Muğla’nın geleceğini belirleyen kararlar gerçekten kim tarafından alınıyor?
Bugün yaşanan tablo, bu soruyu daha da büyütüyor.
Ve ortada acı bir gerçek bırakıyor:
Bir danışmanın egosu, bir şehrin kazanabileceği büyük bir kültürel değerin önüne geçti.
KÜLTÜR YERİNE POLEMİK KONUŞULDU
Oysa konuşulması gereken şey çok farklıydı.
“Bir dünya tarihçisinin kütüphanesi Muğla’ya geliyor.”
Ama konuşulan şu oldu:
“Kim kime ne dedi?”
Türkiye’nin en önemli tarihçilerinden birinin kütüphanesi yerine sosyal medya tartışmaları konuşuldu.
Bir şehir için bundan daha talihsiz bir tablo olabilir mi?
BUGÜN GERİYE KALAN
Bugün İlber Ortaylı artık aramızda değil.
Artık kimse çıkıp da
“Hocam gelin, kütüphanenizi Muğla’ya kazandıralım.”
diyemeyecek.
Çünkü bazı fırsatlar hayatta yalnızca bir kez gelir.
Ve bazen o fırsatlar
egoların gölgesinde kaybolur.
BİR KÜTÜPHANENİN KAYBOLUŞU, BİR TARİHİN YOK OLUŞU
Belki bugün kaybedilen şey sadece bir kütüphane gibi görünebilir.
Ama aslında kaybedilen bundan çok daha fazlasıdır.
Bir şehrin kültürel hafızasına katılabilecek bir miras…
Bir akademisyenin yıllarca biriktirdiği bilgi hazinesi…
Ve bir şehrin geleceğine bırakılabilecek büyük bir kültür yatırımı…
Bazen bir şehir bir projeyi kaybeder.
Ama bazen de o projeyle birlikte tarihe düşebilecek bir fırsatı kaybeder.
VE SON SÖZ
Bugün Türkiye çok büyük bir tarihçisini kaybetti.
İlber Ortaylı sadece bir akademisyen değildi.
Bir hafızaydı.
Onun gibi insanlar bir şehre kütüphanelerini bırakmak ister.
Ama şehirler o fırsatı doğru değerlendiremezse…
Geride yalnızca şu cümle kalır:
“KEŞKE…”
Allah rahmet eylesin.
✍️ Selim Turan
Bodrum Sıcak Haber