Selim TURAN

Başkan arkada, danışman sahada: Muğla'da ters yönetim

Selim TURAN

Muğla’da artık soru şu:
Seçilmiş irade mi yönetiyor, yoksa gölgede kurulan başka bir akıl mı?

Muğla’da kriz bitmiyor: Bu kez adres yargı

Muğla’da gün geçmiyor ki “danışman eksenli” bir tartışma gündeme düşmesin.
Son olarak işin yargıya taşınması, meselenin artık sadece siyasi değil, aynı zamanda kurumsal bir krize dönüştüğünü açıkça ortaya koyuyor.

Çünkü ortada basit bir görev paylaşımı tartışması yok.
Ortada giderek büyüyen bir soru var:

Bu şehri kim yönetiyor?

Başkan mı, danışman mı?

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın her fırsatta yanında gördüğümüz danışmanı Levent Arkan, artık yalnızca bir “danışman” gibi değil, adeta sürecin merkezindeki isim gibi algılanıyor.

Sahadaki tabloya bakıldığında şu gerçek gözden kaçmıyor:
Danışman bir adım önde, başkan bir adım geride.

Bu durum doğal olarak kamuoyunda şu soruyu büyütüyor:
Yetki kimde, sorumluluk kimde?

Çünkü siyaset, gölgeyle değil, doğrudan iradeyle yapılır.

Başkan arkada, danışman sahada: Muğla'da ters yönetim

Eskişehir gezisi: Vizyon mu, itiraf mı?

İşin en ironik tarafı ise Eskişehir ziyareti…

Başkan Ahmet Aras’ın kendi ifadeleriyle “Eskişehir vizyonunu Muğla’ya taşımak” amacıyla yapılan bu ziyaret, aslında başka bir gerçeği gün yüzüne çıkardı.

İki yıl geçmiş…
Ve Muğla hâlâ başka şehirlerin vizyonuna bakıyor.

Daha da çarpıcısı:
Bu ziyaretin arkasında yine danışman etkisi olduğu açıkça görülüyor.

İnsan ister istemez şu cümleyi kuruyor:
Danışman umudu kesmiş ki, başkanı belediyecilik stajına götürmüş.

“Dünya kenti” söylemi nerede kaldı?

Seçim meydanlarında verilen sözleri hatırlayalım:
“Dünya Kenti Muğla”

Bugün gelinen noktada ise tablo şu:
Başka şehirlerin projelerine hayranlık,
başka belediyelerin modellerine övgü…

Oysa seçmen, başkasını örnek alan değil,
örnek olacak bir yönetim ister.

Dış destekle yönetim arayışı

Ahmet Aras’ın geçmişte de “dış destek” vurgusuna sıkça başvurduğu biliniyor.
Bugün ise bu yaklaşımın daha görünür hale geldiği anlaşılıyor.

Ama siyasetin temel kuralı nettir:
Emanet vizyonla şehir yönetilmez.

Bir büyükşehir belediye başkanı, kendi yol haritasını çizemiyorsa ve sürekli dış referanslara ihtiyaç duyuyorsa, bu durum artık bir tercih değil,
bir yetersizlik göstergesidir.

Muğla küçük bir ilçe değil

Bodrum’da belediye başkanlığı yapmak ile Muğla gibi büyük ve stratejik bir kenti yönetmek aynı şey değildir.

Bugün yaşanan tartışmaların merkezinde de bu gerçek yatıyor:
Acaba Bodrum ölçeğinde kalan bir yönetim anlayışı, Muğla’da yetersiz mi kaldı?

Bu soru artık sadece kulislerde değil,
sokakta da soruluyor.

Aydın Ayaydın detayı her şeyi anlatıyor

Hatırlanacaktır…
Ahmet Aras seçim sürecinde rakibi olan Aydın Ayaydın’ın deneyiminden faydalanmak istediğini, hatta onu Muğla lobisinin başına getirmeyi düşündüğünü ifade etmişti.

Bu cümle aslında bugün yaşananların en net özeti değil mi?

Kendi vizyonuna güvenmek yerine,
sürekli dışarıdan destek arayan bir yönetim anlayışı…

Dün rakibini işaret eden,
bugün danışmanına yaslanan bir tablo…

Siyasette güven, önce kendi iradene duyduğun güvenle başlar.

Eğer bir belediye başkanı daha en başında
“Ben tek başıma bu yükü taşıyamam” mesajı veriyorsa,
bugün yaşanan tartışmalar sürpriz değildir.

Ve soru hâlâ aynı

Muğla’da herkesin dilinde tek bir soru var:

Bu şehri kim yönetiyor?

Selim Turan 

Yazarın Diğer Yazıları