• Haberler
  • Genel
  • Dünya piyasaları ve Türkiye'de yenilenebilirlik ve sürdürülebilirlik olmazsa olmaz hale geliyor

Dünya piyasaları ve Türkiye'de yenilenebilirlik ve sürdürülebilirlik olmazsa olmaz hale geliyor

Enerji, emtia ve çevre piyasaları savaşlar, yaptırımlar ve iklim politikalarıyla yeniden şekilleniyor. 2026'ya girerken LNG, yenilenebilir yakıtlar ve karbon sertifikasyonu, yatırım kararlarını ve rekabet gücünü belirleyen ana başlıklar olarak öne çıkıyor.

Tüm dünyanın gerek siyasi, gerek ekonomik tehlikeli bir gündeme sahip olduğu günlerden geçiyoruz. Ama hayatın akışı durmuyor, devam ediyor. Bu sebeple enerji piyasasında yeralan bir iş insanı olarak, önümüze bakarken, biraz daha küçük günlük akışlar yerine büyük resme odaklanarak orta ölçekli ve orta vadeli planlarımızı oluşturmak gerektiğini düşünüyorum. Emtia piyasaları, yaptırımlar, savaşlar ve yeni yönetimlerin piyasaları yeniden şekillendirmesiyle çalkantılı bir yıl geçirdik. 2026 başlarken, Emtia, Enerji ve Çevre Piyasalarında varlık gösteren küçük ve orta ölçekli işletmelerin izlenmesi gereken temel konulara özetle değinmek istiyorum. Kendi alanımdan başlamak gerekirse özellikle de kış aylarında evsel ve sanayi kullanım bazlı artan LNG talepleri, yenilenebilir yakıtlar ve ülkemizde de artık yasalaşan karbon sertifikasyonu gibi başlıklar beni ilgilendiriyor. LNG arzı – 2026'da 29 milyon metrik ton yeni kapasite devreye girecek Küresel LNG piyasası, 2026 yılında ABD, Katar, Avustralya, Meksika ve Afrika'dan yeni üretim kapasitesinin devreye girmesiyle arz fazlasına doğru gidiyor. Katar'daki büyük Kuzey Saha Genişletme projesinden yaklaşık 8 milyon ton ihracat kapasitesinin devreye girmesi beklenirken, Teksas'taki Golden Pass LNG projesi de 2026 yılında her biri 5,2 milyon ton kapasiteli üç üretim hattından ikisini devreye alacak. Piyasaya girecek arz seviyesi, operatörler tarafından belirlenen devreye alma zaman çizelgelerine ve üretim artış programlarına bağlı olacaktır. Bu yeni kapasitenin büyük bir kısmı doğrudan uzun vadeli LNG sözleşmelerine bağlı değildir ve spot piyasaya girerek fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabilir – bu durum, önümüzdeki yıllarda Avrupa doğalgaz referans fiyatı ve Asya spot LNG fiyat göstergesi için vadeli işlem eğrilerine zaten yansımıştır. Bunun Türkiye ye yansıması ne olacak, bunu boru hatları kullanım hakları ve uzun vadeli devletler arası anlaşmaların almaya başladığı yeni şekillendirmeler ile göreceğiz. Yenilenebilir Yakıtlar – Enerji piyasasının dev alıcısı Çin için yılda 1,07 milyar galon yeni yenilenebilir yakıt üretim kapasitesi açıklandı. Mart ayında açıklanacak olan Çin'in 15. beş yıllık planının, sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) harmanlama hedefi getirmesi bekleniyor. Piyasa pilot programlardan zorunlu tüketim seviyelerine doğru evrilirken, 2026'da devreye girmesi hedeflenen açıklanan üretim kapasitesi hacmi, yılda 1 milyar galonu aşarak, önümüzdeki yıl açıklanan tüm küresel eklemelerin neredeyse yarısını oluşturuyor. Çin'in ulusal bir SAF zorunluluğuna doğru ilerlemesi, küresel yenilenebilir yakıt üretim kapasitesine hakim olmasını sağlayacak. Bu, tedarik zincirlerini değiştirebilir, küresel olarak SAF maliyetlerini düşürebilir ve Batılı üreticiler üzerindeki rekabet baskısını yoğunlaştırabilir. Klasik jet yakıtları ve takip edilen karbon ayakizi ve emisyon hacimlerine yansıması giderek yükselen bir sorun haline geliyor. Karbon Piyasası ve Karbon Sertifikasyonu – Bu kelimeler tanım olarak günlük akışta epeydir geçiyor ama ne ifade ettiği tam olarak açılmıyor. Artık Türkiye de yasal olarak bunu zorunlu hale getirdi ama uzmanlar dışında iş dünyasının bile neyle karşı karşıya olduğunu tam olarak anladığını sanmıyorum. Okuduğum ve incelediğim pek çok datadan anladığım, Türkiye nin de artık Avrupa da yerleşik bir yatırım sistemi haline gelen karbon sertifikalarından doğru şekilde yararlanmayı öğrenmesi için, gerçek çevreci yatırımlar, tarımdan sanayiye ve enerjide sürdürülebilirliği devam ettirebilmek amacıyla genel bir eğitim seferberliğine ihtiyacımız var. AB içinde Karbon sertifikalarında fiyatlama, 2026 başı itibariyle piyasalarda ton başına 87 €'ya ulaştı Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi'ndeki fiyatlar 2025 sonunda %16 artarak ton başına 87 €'yi gördü. Bu artışın temel nedeni, izin arzındaki %21'lik düşüş; bu düşüş, ücretsiz tahsis kriterlerinde yapılan aşağı yönlü revizyon, Karbon Sınır Ayarlama Mekanizması için uygulanan verginin kademeli olarak devreye alınması ve nakliye izinlerinin iptal edilmesinin bir sonucudur. Daha sıkı bir izin piyasası, ağır sanayi ve enerji üreticileri için uyumluluk maliyetlerini artıracak ve yakıt değiştirme, verimlilik önlemleri ve erken karbonsuzlaştırma için teşviki artıracaktır. Yani projenin yapım aşamasında karbonsuzlaşacak mühendislik çözümleri ve emisyon sıfır hesapları ile tesisleri kurmak yatırımcıların önşartı olacak. Bize gelince, istisnasız bütün sektörlerde (Turizm, Sanayi, Gıda, Tarım, Lojistik, Sağlık, Seyahat, Kimya, Demir Çelik,Ulaşım) faaliyette bulunan, mal ve hizmet üreten firmalarımız, Dünya Karbon sistemine kayıtlı, Doğrulanmış Karbon Ayakizi Sertifikasyon mühendislik işlemlerini tesislerinde bir an önce gerçekleştirerek, Karbon Salınımı / Tasarrufu Tespit, Raporlama, Azaltım Stratejileri, Doğrulama ve AB nezdinde kabulü ile Dünya Karbon Sistemine entegre edilmesini sağlayarak hem hibe ve teşviklerden, hem karbon kredilerinden yararlanacak işletmelere dönüşmeliler. Enerji Piyasasındaki küçük ya da büyük Lisanslı ya da Öz tüketim amaçlı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından enerji üreten veya üretecek kişi ve kurumların Yeşil Enerji Üretimi nedeniyle atmosfere salınımına engel oldukları karbon tasarrufunun hesaplanarak doğrulanması ve sertifikalandırılması artık kanuni bir zorunluluk oldu. Uyum sağlama ve eğitim süreçleri üzerinde toplumsal farkındalık yakalamak ve çevresel koşulları düzelterek aynı zamanda ekonomik katkı elde edebilmek bence tüm işletmelerin dikkate alması gereken önemli bir potansiyel. Karbon kredileri ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) hakkında daha detaylı bilgileri piyasanın anlayacağı şekilde yaygınlaştırmalıyız. Gelecekte karbon ticaretinin artan önemiyle birlikte karbon kredileri, çevresel ve ekonomik sürdürülebilirlik açısından kritik bir rol oynayacaktır. Karbon kredisi, iklim değişikliğiyle mücadelede etkili bir araç olup, hem bireyler hem de işletmeler için çevresel sorumluluğu yerine getirme fırsatı sunmaktadır. Ancak karbon kredisi alım sürecinde doğru sertifikalara sahip projeler tercih edilmeli ve piyasa standartlarına uygun hareket edilmelidir. Kökeni petrol ticaretine dayalı bir şirket olarak biz, çevresel sorumluluk bilinci içinde, yeni tip yatırımlarda bu kriterleri karşılayan projelere dahil olmayı, katılımcı olmayı tercih ediyoruz

  Cevher Gönüldaş

Dünya piyasaları ve Türkiye'de yenilenebilirlik ve sürdürülebilirlik olmazsa olmaz hale geliyor

Bodrum Sıcak Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme